Hannah Arendt ve Kötülüğün Sıradanlığı

Hannah Arendt 20.yüzyılın en çok dikkat çeken düşünürlerinden birisidir.Kendisini asla bir filozof olarak nitelendirmeyen Arendt  bir siyaset bilimci olarak anılmak istemiştir.Filozof olarak anılmayı reddetmesinin sebebi tüm insanlığı kapsayan sorunlara eğilmesi ve felsefenin konusu olan bireye yönelmemesidir.Arendt’i düşünce tarihi için ilgi çekici kılan ise totalitarizm hakkındaki çözümlemeleri ve Nazi subayı Eichmann’ın yakalanıp Kudüs’te yargılanması hakkında yazdığı yazı dizileridir.

hannah Devamını okuyun

Alman Ceza Kanunu Md. 175 Kapsamında Hüküm Giymiş Eşcinsellere Tazminat İmkanı

Federal Almanya’da “Eşcinsel-Hükmü” olarak da adlandırılan “StGB §175”1 maddesinden dolayı 50.000 kişi hüküm giymiş ve uzun yıllar hapiste kalmıştı. Şimdi bu kişilere tazminat öngörülüyor.

Hasan Can Karaca, ZEIT ONLINE‘dan çevirdi.

Devamını okuyun

  1. Deutsches Strafgesetzbuch Art 175; eşcinsellerin, kimi parafillerin cinsel eylemlerini cezalandıran Alman Ceza Hukuku Hükmüdür. 1871’de Alman Hukukuna girmiş ve kimi değişikliklerle 1994 yılına kadar uygulama alanı bulmuştur.

Kocakarı İlaçları Alternatif Tıp’a karşı: Yerel Halkların Fikri Mülkiyeti

Endüstri devrimi sonucu ayni mülkiyetin öneminin arttığı görülür, üretim aracı kavramı “toprağı” aşmış ve fabrikaları, makinaları içine alır hale gelmiştir. İşte bu sebeple “üretime” katkı sağlayacak her türlü gelişmeden, onu geliştirenlerin yararlanmasını sağlayacak bir sistem gereği ortaya çıkmıştır. Bugün “eser”, “fikri mülkiyet” ve “patent” kavramları bize yabancı değil, her ne kadar mucitlerin mücadelesi sonucunda ortaya çıkmış olsa da fikri mülkiyet çoğu zaman “iktisadı gelişmenin devam edebilmesi, kişilerin fikir ürünlerinden payını alabilmesi ve bunun sonucunda yeni fikirler yaratmaya hevesinin kırılmamasına bağlıdır” olarak gerekçelendirilir. Ancak Kapitalist sistemle bütünleşmiş “fikri mülkiyet” içerisinde bulunduğu sistem dolayısıyla kimi tartışmalara açıktır; bizim burada dikkat çekeceğimiz husus “fikri mülkiyet hukukunun” kişiyi ön plana alarak hukuki kişiliği olmayan toplumu dışlamasıdır. Gerçekten hem Türk Hukukuna hem de mukayeseli hukuka bakıldığında fikri mülkiyetin sahibinin sadece birey olabileceğinin ortaya konulduğu görülür, bu düzenleme yerel halkların ortaya koyduğu eserlerin korunmamasına ve bireylerin bu eserler üzerinden haksız kazanç elde etmesine sebep olmaktadır.

Devamını okuyun

Uzay Çöplerinin Verdikleri Zarardan Kim Sorumlu Olur

“…

evveli gün Gagarin en büyük meydanı dolaşıp döndü Titof da dolaşıp

    dönecek hem de on yedi buçuk kere dolanacak ama daha bundan

    haberim yok

…” 1

 

İnsanoğlu 4 Ekim 1951’de Sputnik 1 adlı uzay aracını fırlattığından beri uzayla ilgilenmeye devam ediyor, geçtiğimiz altmış beş yıl içerisinde uzaya onlarca sefer düzenledik ve pek çoğunda da başarılı olduk. Artık insanlık başka gezegenlere koloni kuracak seviyeye gelmiş vaziyette; ancak eşyanın tabiatından mıdır bilinmez, insan uzandığı her yeri kirletmeye de eğilimli. Bugün dünyamızın çevresinde yirmi bin adet 10cm çapından büyük, beş yüz bin adet 1-10cm çapında obje; saatte yaklaşık 28,500 (yörünge hızı/orbital speed) kilometre saat hızla dolanmakta 2. Bir kısmı dünyanın yüzeyine yaklaşarak yanarak yok olacak olsa da, büyük bir kısmı önlerine başka bir obje çıkana değin durmayacak. Şüphesiz bunun ne kadar büyük bir tehlike olduğunu anlamak zor olmasa gerek, ancak aynı hassasiyeti bu alanda pek çok uzay aracı olan devletlerin gösterdiğini söylemek zor.

Devamını okuyun

Çocukların Cinsel İstismarı

Çocukların cinsel istismarı vakaları şuan ülkemizde gündemde olan meselelerden biri. Neredeyse her gün yeni bir istismar haberiyle karşılaşır olduk.Bu durum, vakaların günümüzde geçmişe nazaran daha çok yaşanmasından ziyade kamunun dikkatinin bu konuya yoğunlaşması ve bu sayede geçmişte üstü örtülen cinsel istismar olaylarının gün yüzüne çıkmasının kolaylaşmasından kaynaklanıyor.

Devamını okuyun

Cinsel Saldırı Suçlarında Kastrasyon Cezası

Modern kastrasyon cezasının kökenleri 1899 yılında Indianalı Dr. Sharp’ın hükümlüler üzerinde başlattığı ve onların cinsel isteklerini sona erdirmek maksatlı uygulamalarına değin uzanmaktadır 1. Bu tip uygulamalar başlangıçta tedavi amacı gütmektemiş veya bir ceza verirmiş gibi görünseler de yavaş yavaş öjenik uygulamalara temel oluşturmuştur. Bu sebeple özellikle Avrupa’daki kastrasyon cezaları Nazi Almanyasıyla anılmaktadır, nitekim kastrasyon cezası sadece Nazi Almanyasında uygulanmış değildir; İkinci Dünya Savaşından sonra İskandinav ülkelerinde kastrasyon cezası varlığını sürdürmüştür (Şuna da dikkat çekmek gerekir ki İskandinav ülkeleri bugün liberal devletler olarak kabul edilseler de geçmişte öjenik uygulamalardan dolayı sabıkası kabarıktır, 2 1 . Günümüzde bu uygulama yeniden bir rehabilite etme, ceza verme uygulaması olarak tartışma konusu edilmektedir; topluma kazandırma bakımından kastrasyon cezasının faydalı olabileceği öne sürülmektedir. Son zamanlarda sıkça görülmekte olan taciz, tecavüz ve çocuk istismarları olaylarında verilen duygusal tepkilerden (idam cezasının geri gelmesinin istenmesi gibi) hukuki açıdan en tartışmaya değer konu olduğu gerekçesiyle incelenmesinde fayda vardır.
Devamını okuyun

  1. Louis Le Maire, Danish Experiences Regarding the Castration of Sexual Offenders, 47 J. Crim. L. Criminology; Police Sci. 294
    (1956-1957)
  2. http://www.economist.com/node/155244
  3. Louis Le Maire, Danish Experiences Regarding the Castration of Sexual Offenders, 47 J. Crim. L. Criminology; Police Sci. 294
    (1956-1957)