Kocakarı İlaçları Alternatif Tıp’a karşı: Yerel Halkların Fikri Mülkiyeti

Endüstri devrimi sonucu ayni mülkiyetin öneminin arttığı görülür, üretim aracı kavramı “toprağı” aşmış ve fabrikaları, makinaları içine alır hale gelmiştir. İşte bu sebeple “üretime” katkı sağlayacak her türlü gelişmeden, onu geliştirenlerin yararlanmasını sağlayacak bir sistem gereği ortaya çıkmıştır. Bugün “eser”, “fikri mülkiyet” ve “patent” kavramları bize yabancı değil, her ne kadar mucitlerin mücadelesi sonucunda ortaya çıkmış olsa da fikri mülkiyet çoğu zaman “iktisadı gelişmenin devam edebilmesi, kişilerin fikir ürünlerinden payını alabilmesi ve bunun sonucunda yeni fikirler yaratmaya hevesinin kırılmamasına bağlıdır” olarak gerekçelendirilir. Ancak Kapitalist sistemle bütünleşmiş “fikri mülkiyet” içerisinde bulunduğu sistem dolayısıyla kimi tartışmalara açıktır; bizim burada dikkat çekeceğimiz husus “fikri mülkiyet hukukunun” kişiyi ön plana alarak hukuki kişiliği olmayan toplumu dışlamasıdır. Gerçekten hem Türk Hukukuna hem de mukayeseli hukuka bakıldığında fikri mülkiyetin sahibinin sadece birey olabileceğinin ortaya konulduğu görülür, bu düzenleme yerel halkların ortaya koyduğu eserlerin korunmamasına ve bireylerin bu eserler üzerinden haksız kazanç elde etmesine sebep olmaktadır.

Continue reading