Ölüm Cezası- Tükenmiş bir ceza geri mi geliyor?

death penalty

Ölüm cezasını bir yaptırım türü olarak kullanan ülkelerin sayısı birer birer azalıyor. Öte yandan icra edilen idamların sayısı da küresel bazda artıyor. Dört devlette ise kaldırılma aşamasında; Matthias von Heim tarafından kaleme alındı.

Temel insan hakkı, vazgeçilmez ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde de yazılmış olan, yaşam hakkıdır. Tahammül edilmesi zor olacaktır ancak bir şekilde bu hak ihlal edilir: savaşlarda veya silahlı karışıklıklarda, terör veya cinayet şeklinde. Hiç tahammül edilemeyecek şekilde bu hakkın ihlali de görülür: hala devletlerin, hükümetlerin yargıçların yardımıyla öldürdüğüne şahit oluruz. Geçen yıl en az 1634 defa, yirmi beş ülkede bununla karşılaştık.

Takibi Yapılamamış İdamların Sayısı Yüksek

Belirtilen rakamlar hükümet-dışı bir organizasyon olan “Uluslararası Af Örgütü”nce derlendi. Bu örgüt ölüm cezasının kaldırılması için yeterince efor göstermiyor olacak ki gerçekleştirilen idamların sayısı hiç azalmadı, aksine geçtiğimiz yıllarda bin altı yüzleri bulmuyordu! Bununla beraber tam manasıyla kaç kişinin ölümünün cellatların elinden geldiğini de hesaplayamıyoruz, çünkü pek çok devlet esas sayıyı vermekten çekiniyor. Çin gibi ülkeler ölüm cezalarına bir devlet sırrı gözüyle bakıyorlar. Çin’de 46’dan fazla suça (hukuka aykırı fiile) idam cezası öngörülüyor. İddiaya göre Çin’de devlet eliyle dünyadaki bütün idam cezalarının yarısı gerçekleştirildi. Uluslararası Af Örgütünün istatistiklerinin güvenilmezliği dolayısıyla bu durum üzerinde kesin bilgilere sahip değiliz.

Kayda geçen idamların yüzde 90’ı İran-Pakistan ve Suudi Arabistan’da gerçekleşti. Bu üç ülkede çok eski bir deyiş olan “göze göz, dişe diş” ilkesini uygulanmakla kalmadı, ayrıca “öldürene ölüm” şeklinde cezalandırmaya gidildi. Veya tıpkı devletler hukukunda görüldüğü gibi, köhnemiş bir “kendin-cezalandır” uygulamaları da sözkonusu oldu. Tıpkı Avrupa Ortaçağının en karanlık zamanlarında görüldüğü gibi zina, recm cezası ile cezalandırıldı, eşcinseller asıldı veya sözümona dine küfür (blasphemie)- dinden dönme idam ile sonuçlandırıldı. Bu kadarı yetmezmiş gibi pek çok duruşmada adil yargılamanın sözü bile edilemedi.

Bunların dışında herhangi bir maddi cebirin sözkonusu olmadığı uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık gibi suçlarda da pek çok ölüm cezası uygulandı. Örneğin İran’da geçtiğimiz yıllarda verilen yaklaşık bin adet ölüm cezasının üçte ikisi uyuşturucu satmaktan dolayı verildi. Sadece bu uyuşturucu cezaları suç oranını azaltmakta yetersiz kaldı; İran’da uyuşturucu hala her yerde ve daha büyük miktarlarda. Bu da bize gösteriyor ki; ölüm cezasını destekleyenlerin propagandası, ölüm cezasının caydırıcı olduğu, bir yalandan ibaret.

Avrupa Birliği’nin Yaklaşımı İşe Yaramadı

Uyuşturucudan söz ederken: En büyük hayal kırıklığı bu ayın ortasında New York’ta yapılacak olan Dünya Uyuşturucu Konferansının (Weltdrogenkonferenz), Avrupa Birliği’nin uyuşturucu ile ilgili suçlarda ölüm cezasının kaldırılmasına yönelik bir önerisi bulunmadan ve dolayısıyla kabul ettirilemeden toplanmış olması. Sonuç bildirgesinde kesin bir kınama eksik. Çin, Endonezya, Malezya, Pakistan, Mısır ve diğerleri yaptıklarının arkasındalar: Ölüm cezası devletin egemenlik yetkisinin kullanılmasının bir sonucudur ve adalet sistemi ile ilgilidir, dolayısıyla Uluslar arası toplantıya konu edilemez.

Ölüm cezası, adaletin değil öç almanın arandığı zamanlardan sonra, tükenmiş bir ceza türüdür. Anlamsız, zalimce, aşağılayıcı ve toplumu şiddete iter niteliktedir. Acıdır ki, bu derecede açık fikirli Avrupa’nın ortasında bir ülke -Beyaz Rusya- ölüm cezasını uygulamaya devam etmektedir. Ve daha da kötüsü, ahlaki ve politik açıdan liderlik iddasında bulunan Amerika Birleşik Devletleri ortalama her iki haftada bir idam cezasına sahne oldu.

Çoğu devlet devlet elinden ölümün cinayete veya bir başka suça bir cevap teşkil etmeyeceğini anladı: toplamda 102 devlet tamamiyle ölüm cezasını mevzuatından çıkartmış durumda. Geçtiğimiz yıl dört devlet bu listeye eklendi. Günden güne şu ortaya çıkıyor ki: Modern bir adalet, modern bir ceza hukuku cellatlara ihtiyaç duymaz!


Deutsche Welle Websitesinde 1 “Kommentar: Todesstrafe – ein überkommenes Relikt” başlığıyla, 09.04.2016 tarihinde yayınlandı.

Yazar/Author: Matthias von Hein. Almanca aslından çeviren: Hasan Can Karaca

 

  1. http://www.dw.com/kommentar-todesstrafe-ein-%C3%BCberkommenes-relikt/a-19174005
Takip eden iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirecek.

Hasan Can Karaca

Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi Mezunu (2013); Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk/Sosyoloji Öğrencisi; İngilizce, Almanca ve İspanyolca Biliyor. hasancankaraca@hukukifikir.com

Son Yayınlananlar Hasan Can Karaca (tamamını gör)