Çocukların Cinsel İstismarı

Çocukların cinsel istismarı vakaları şuan ülkemizde gündemde olan meselelerden biri. Neredeyse her gün yeni bir istismar haberiyle karşılaşır olduk.Bu durum, vakaların günümüzde geçmişe nazaran daha çok yaşanmasından ziyade kamunun dikkatinin bu konuya yoğunlaşması ve bu sayede geçmişte üstü örtülen cinsel istismar olaylarının gün yüzüne çıkmasının kolaylaşmasından kaynaklanıyor.

Gerçekten de, çocukların cinsel istismarı fiilleri gerek etik ve ahlaka aykırılığı gerekse Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş bir suç olması dolayısıyla toplumda büyük infial yaratacağı için failler veya üçüncü kişilerce saklanmaya en müsait fiillerden biridir.Suçun mağduru çocukların korkudan veya bilinçsizlikten fiilin işlenmesi sırasında veya sonrasında istismara seslerini çıkaramamaları ise bazı kimseler için suçun saklanmasını kolaylaştırıyor.Özellikle olayda aileden birinin failliği (ensest durumu) ya da güçlü bir kurumun fiili varsa yani istismar suçunun atfedilmesinin zor olduğu bir faillik hali mevcutsa olayın üstünü örtme çabası daha da artıyor.Ancak bu tür olayların kamuoyuna ve basına yasımaması, istismar suçunun nadiren rastlanan suçlardan olmadığı ve hatta aksine pek çok yerde pek çok kişi tarafından işlendiği gerçeğini değiştirmiyor.

Bu yazının amacı,gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması suretiyle daha fazla çocuğun mağdur olmasının önüne geçilmesi ve mağdur olmuş olan çocuklarımızın mağduriyetinin artmaması için konuya dikkat cekmek ve kamuoyu bilincinin oluşmasına katkıda bulunmaktır.

Çocuk istismarının en kapsamlı tanımını Dünya Sağlık Örgütü: “Bir yetişkin tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar” olarak yapmıştır.
Çocuk istismarı farklı şekillerde gerçekleşebilir.Özetlemek gerekirse:
Duygusal istismar;çocuğun sözel yolla psikolojik olarak yaralanması,
Fiziksel istismar;çocuğun bedeninde kasten yaralamalar,
İhmal etme;çocuğun fiziksel ve manevi ihtiyaçlarını karşılamamak suretiyle gerekli bakımın yapılmaması,
Cinsel istismar ise çocuk ile cinsel ilişkiye girilmesi veya çocuğun cinsel herhangi bir davranış için kullanılmasıdır. Konumuz olan cinsel istismar, belki de çocuk istismarının psikolojik olarak en yıkıcı sonuçlar doğuran şeklidir.

Bir diğer ifadeyle,çocukların cinsel istismarı;psikososyal gelişimini tamamlamamamış ve Türk Ceza Kanunu’na göre çocuk sayılan 18 yaşından küçük kişilerin bir erişkin tarafından cinsel doyum için kullanılmasıdır.İstismar fiili çocukların vücut bütünlüğüne ve cinsel dokunulmazlıklarına haksız bir müdahale teşkil etmekte olup çocuğu sadece fiziksel değil,psikolojik ve sosyal açıdan da derinden etkiler.Cinsel istismar,mağdur çocukların psikolojisinde kalıcı hasarlara yol açabilir ve ileride erişkin bir birey olduklarında psikolojik problemler yaşamalarına,sosyal hayata uyum sağlayamamalarına neden olabilir. Yani bir insanın tüm hayatını etkileyebilecek ehemmiyete sahiptir.Bu nedenle konuya önem atfedilmesi boşuna değildir.

Çocuğun cinsel istismarında, istismarla birlikte yaşanan travmatik cinsellik, ihanete uğramışlık hissi, güçsüzlük, stigmatizasyon (damgalanma) gibi dört travmatik dinamik yer alır. Bu dinamikler travmaya farklı bir anlam katar, travmatik olayın etkilerini ağırlaştırır, çocuğun dünyasına, kognitif ve emosyonel oryantasyonuna zarar verir. Travma sonrasında çocuğun benlik algısında değişmeler, duygulanım sürecinde bozulmalar yaşanır (Davis ve Petretic-Jackson, 2000). Cinsel istismara uğrayan çocuklarda tekrarlayıcı, rahatsız edici düşünceler,öfke patlamaları görülebilir. Olayı anımsatan nesnelere karşı yoğun psikolojik sıkıntı ya da olayı anımsatan kişiler, görüntüler ve konuşmalardan kaçınmayla da karşılaşılabilir (Kılıç, 2004). Bu dinamikleri biraz inceleyecek olursak:
İhanet duygusu: İstismarcı çocuğun ona duyduğu güvenin sarsılmasına ve çocukta ihanete uğrama duygularının yerleşmesine neden olur.
-Acizlik: Çocuk istek ve iradesi dışında cinsel amaçlı kullanıldığında ve bunu engelleyemediğinde kendini çaresiz ve aciz hissedebilir.
Damgalanma: Cinsel istismar olayına eşlik eden kötülük, utanç, suçluluk gibi kavramlar zamanla çocuğun benlik algısına karışır ve kendini böyle algılamaya başlar (Polat, 2000; Davis ve Petretic-Jackson, 2000). Hatta bazı çocuklarda intihara teşebbüs bile olabilir (Kurtay, 2004).

Cinsel istismar mağdurları çoğunlukla kız çocukları olup erkek çocuk mağdurların sayısı da azımsanamayacak düzeydedir.Fail ise endişe verici bir bicimde genellikle aile içinden veya ailenin çevresinden biri olmaktadır.Bu istatistiğin tabiri caizse tüyler ürpertici olmasının nedeni,bırakalım bir çocuğu reşit bir insanın dahi en çok güvenebileceği kişilerin aile bireyleri,akrabaları,tanıdıkları olduğu gerçeğidir.Aile her zaman bir güvenlik ve sevgi sembolü olarak görülmüştür.Türk toplumunun aile bağlarına ne derece önem verdiği düşünüldüğünde cinsel istismarcıların büyük bir kısmının aile çevresinden çıkması gerçekten de sansasyonel bir durumdur.Hatta kimi zaman bu durum ensest(aile içi) ilişki boyutuna dahi gelebilmektedir.

Ensest ilişki konusunda son zamanlarda yaşanan en çarpıcı örnek kuşkusuz, Çorum’da yaşanan ensest tecavüz vakasıdır:13 yaşındaki kız çocuğuna öz babası,ağabeyi ve amcası 7 yaşından beri düzenli olarak tecavüz ediyorken mağdur kız çocuğunun öğretmeninin ihbarı üzerine sanıklar yakalanmış ve 13 yaşındaki çocuğun hamile olduğu da tespit edilmiştir.[http://www.hurriyet.com.tr/13-yasindaki-kiza-oz-babasi-amcasi-ve-agabeyi-tecavuz-etti-iddiasi-40078438] Bu tüyler ürpertici olay aslında cinsel istismarın ne derece ciddi boyutlara varabileceğini ve en umulmadık kişiler tarafından da gerçekleştirilebileceğini göstermektedir.Ayrıca belirtmek gerekir ki, bu vaka toplumda büyük bir tepki doğurmuş ve toplumu derinden yaralamıştır. Konuya yönelik toplumsal duyarlılık da bu ve benzeri trajik vakalardan sonra gelişmiştir.Malesef çoğu zaman bu derece büyük ve sarsıcı bir vaka yaşanana kadar gereken toplumsal tepki gösterilmiyor.Halbuki bu hususta yüksek toplumsal duyarlılık gösterilip kamuoyunun rahatsızlığı ifade edilmelidir.

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI KONUSUNDA HUKUKİ DÜZENLEMELER
Bu kapsamda çocukların cinsel istismarı konusundaki mevcut hukuki düzenlemeleri uluslararası ve ulusal boyutta inceleyeceğiz.

Uluslararası alanda çocuk haklarının korunması düzenlemelerinin temeli 1924 Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi ile atılmış olup bu bildirgede çocukların yaşama,beslenme,yardım görme ve istismardan korunma hakları düzenlenmiştir.Daha sonra 1989’da kabul edilen BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme, Birleşmiş Milletler’in 44. Genel Kurulu’nda 20 Kasım 1989 tarihinde oy birliği ile kabul edilen, çocuklara ilişkin ilk uluslararası sözleşmedir) 1. kısım 19. maddesiyle çocuk istismarı ayrıca düzenlenmiştir.
Bu madde uyarınca; sözleşmeye taraf devletler,çocuğun ana-babası veya vasisi ya da korumasını üstlenen kişinin yanındayken bedensel ve zihinsel saldırı,şiddet veya suistimale,ihmal ya da ihmalkar muameleye,ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için yasal,idari,toplumsal,eğitsel tüm önlemleri almakla mükelleftirler. Aynı sözleşmenin 34 ve 35. maddeleri ise taraf devletlere çocuğun her türlü cinsel sömürü ve suistimale karşı korunması konusunda pozitif yükümlülük yükler.[http://www.unicef.org/turkey/pdf/_cr23.pdf]

Türkiye, yukarıda sözünü ettiğimiz BM Çocuk hakları Sözleşmesi’ni 1990 yılında imzalayıp,1994’te onaylayarak andlaşmanın tarafı olmuştur.Andlaşmanın tarafı olmanın getirdiği yükümlülükse,andlaşmada öngörülen düzenlemeleri iç hukuka aktarması ve bunların uygulanabilmesini sağlamasıdır.

Stockholm Deklerasyonu ve Eylem Planı’nda, 182 nolu İLO Sözleşmesi’nde; tarafı olduğumuz Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 34.maddesinde ve bu Sözleşmenin 25 Mayıs 2000 tarih, 54/263 sayılı Birleşmiş Milletler Kararıyla onaylanan Çocukların Satılması, Çocuk Fahişeliği ve Çocuk Pornografisi Hakkında Seçmeli Protokolüne göre, ticari cinsel sömürü bağlamında çocuk fuhşu, çocuk pornografisi eylemlerinin taraf devletlerin iç hukuklarında yaptırıma bağlanması gerektiği belirtilmektedir[TASKIN,Ş.Cankat,Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu]

Ulusal düzeydeki hukuki düzenlemeler ise başlıca Türk Ceza Kanunu’nun 103 ve 104. maddelerinde belirtilen çocuğun cinsel istismarı suçu kapsamında şekillenmektedir. Kanun, bu bağlamda 15 yaşından küçük çocukları 15 yaşını bitirmiş çocuklardan ayrı tutmuştur.15 yaşından küçük veya 15 yaşını tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonucunu idrak edemeyen çocuklara karşı her türlü cinsel davranışı “cinsel istismar” kapsamında saymış ve faile bu suçtan dolayı 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngörmüştür.Fakat,15 yaşını tamamlamış ve fiilin hukuki anlam ve sonucunu idrak edebilen çocuklara yönelik cinsel davranışların ancak iradeyi etkileyen cebir,hile,tehdit vs. bir durum varsa cinsel istismar olduğunu belirtmiştir.Dolayısıyla 15 yaşından büyük,temyiz yeteneğini haiz bir çocuğun kendisine karşı yapılan cinsel davranışa rızası olduğu takdirde bu davranış,şartları varsa 104.maddedeki “reşit olmayanla cinsel ilişki” hükümlerine tabi olacaktır.Fakat eğer bu çocuk 15 yaşını bitirmiş olmasına rağmen temyiz gücü yoksa,0-15 yaş arası çocuklara uygulanan hükümlere tabi olacak yani rızası olsa dahi kendisine karşı yapılan her türlü cinsel davranış “cinsel istismar suçu” teşkil edecektir.

Cinsel istismar suçunun nitelikli şekli ise ,failin mağdurun vücuduna organ veya sair cisim sokması ile oluşur.(TCK m.103/2) Nitelikli halde öngörülen ceza 16 yıldan aşağı olmayan hapis cezasıdır.

TCK m.103/3 gereğince cinsel istismarın “üstsoy, ikinci veya üçüncü derece kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi halinde” ceza artırımı öngörülmüştür. Bu fıkranın amacı ve lafzindan hareketle kanun koyucunun ceza artırımı öngörürken, mağdurun belirtilen kişilerin sahip olduğu nüfuz dolayısıyla daha da savunmasız hissederek hareketsiz kalma ihtimalini ve sayılan kişilerin bu suçu işlemesinin ahlaken toplumda yaratacağı etkiyi göz önünde bulundurduğu sonucuna varabiliriz.

CİNSEL İSTİSMAR DÜZENLEMELERİ HAKKINDA HUKUKİ GELİŞMELER VE ELEŞTİRİLERİ
Çocukların cinsel istismarı suçuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuki düzenlemeler bu şekildedir.Ancak uygulamada bu düzenlemeler yeterli etkiyi sağlayamamaktadır. Özellikle son zamanlarda yaşanan cinsel istismar vakalarından sonra toplumda, yargı mercilerince istismar failleri için yeteri kadar yaptırıma hükmedilmediğine dair bir kanı oluşmuştur.Bu bağlamda pek çok vatandaş gerek bireysel gerek kollektif olarak çocuk ve kadınların cinsel istismarı faillerinin daha ağır cezalara çarptırılmasını istiyor.Bazı ülkelerde bu suçlar için uygulanan idam cezası,kastrasyon gibi tartışmalı derecede ağır cezaların Türkiye’de de uygulanmasını talep ediyor.

Suç oranındaki artış ve toplumsal tepkinin büyümesi 2014’te cinsel suçlarda ceza artırımı öngören bir yasa tasarısı hazırlanmasını zorunlu kılmış ve bu yasa tasarısı Torba Kanunla kabul edilerek TCK ‘nın bazı maddelerini değiştirmiştir.Ancak 2014’te TCK’nın ilgili maddelerinde değişiklik öngören “Cinsel Suçlar Yasa Tasarısı” kadın örgütlerinin muhalefetiyle karşılaşmıştır.Yaklaşık 242 kadın örgütünün ortak girişimiyle oluşturulan Şiddete Son Platformu  kanun değişiklik tasarısına karşı çıkmıştır. Platformun tasarıya ilişkin eleştirileri başlıca şunlardı:

1)TCK’nın birçok maddesinde değişiklik öneren bir yasada, kadına karşı şiddet ve kadın cinayetleri konusunda tek bir düzenleme yoktur.
2)Cinayet davalarında haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçecek bir düzenleme yapılmamıştır.
3)Tasarıya, cinsel taciz, cinsel saldırı ve cinsel istismar suçlarında “çocuğun ve kadının beyanının esas alınması ve aksini ispat yükümlülüğünün erkekte olması”na ilişkin de hiçbir hüküm konulmamıştır.
4)Tasarıda zaman aşımı korunmuş,cinsel taciz ve kimi cinsel saldırı suçlarında şikayet süresi 6 ayla sınırlandırılmıştır.
5)15-18 yaş arası gençlerin kendi rızalarıyla giriştiği cinsel eylemlerin cezası arttırılmıştır. Flört eden genç kadın ve erkekler (ve hatta aileleri) daha uzun sürelerle hapse atma tehdidiyle cezalandırılmak istenmiş,flört ile cinsel istismar kavramları aynı keseye konmaya çalısılmıştır.Gençlerin cinselliğiyle ilgili düzenlemeler cinsel istismar suçlarını önlemekten ziyade daha başka mağduriyetler yaratabilecek muhafazakar bir politikadır.
6)Yürürlükteki yasa maddesi değiştirilerek çocukların yetişkinler tarafından istismar edildiği durumlar için “taciz” ve “saldırı” ayrımı getirilmiştir.Bu da çocukların taciz edilmesi halinde cezanın düşmesi anlamına gelmektedir.
7)Tasarıda sanıkların “tedavisinden” söz edilmesi, devlet nezdinde eylemin hala bir suç değil, hastalık olarak görüldüğünü göstermiştir.Tedaviden söz edilmesi,suçun toplum önünde tıbbileştirilmeye çalışmasıdır.
Kısacası,sivil toplum söz konusu yasa tasarısının ceza artırımı getirir gibi görünüp aslında istismarcıların önünü açtığı,iyi hal ve haksız tahrik indirimleri gibi indirim sebebiyle istismarcıları cezalandırmaktan ziyade ödüllendirdiğini ve bu şartlar altında mevcut yasaların caydırıcı olmadığını,düzenlemelerin yetersiz kaldığını savunmuştu.[http://onedio.com/haber/yasa-devam-edecek–303335]Lakin tüm itirazlara rağmen bu yasa tasarısı kabul edilip 2014’te yürürlüğe girmiştir.

Artık gittikçe günyüzüne çıkmaya başlayan çocuk istismarı vakaları açısından da bu endişeler katlanarak büyüyor.Çocukların istismardan korunmasıve kamu vicdanının rahatlaması bağlamında faillerin gerekli ve yeterli yaptırıma tabi tutulmaları şüphesiz bir toplumda hukukun etkinliği ve adaleti sağlama işlevi açısından önem arz ediyor.Bu nedenle çocukların ve yine aynı nosyonda yetişkinlerin cinsel istismarı fiilleri için caydırıcı ve etkin cezalar öngörülmelidir. Ancak bu şekilde Ceza Hukuku suç işlenmesini önleme amacına ulaşılabilir,kamu düzeni korunabilir ve kişilerin cinsel dokunulmazlıklarına yönelik ihlallerin önüne geçilebilir. Gerekli hukuki düzenlemelerin yapılması yalnız toplum vicdanını rahatlatmakla kalmayacak aynı zamanda toplumun hukuka olan güvenini de pekiştirecektir.

Takip eden iki sekme aşağıdaki içeriği değiştirecek.

İrem Özbay

Galatasaray Lisesi mezunu. Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi İlgi Alanları: Müzik,edebiyat,felsefe,hukuk Bildiği Diller: İngilizce,Fransızca